Bu başlığın, 2019’dan beri hayatımda çok önemli bir yer tutan bir arkadaşı, meslektaşı ve yoldaşı tarif etmenin en kısa yolu olduğunu sanıyorum. Şemsa 2018’de, ben 2019’da emekli olduk. Kısa bir…
Nükhet Sirman bu yazıda Medeni Yıldırım'ın öldürülmesinden sonra, Barış İçin Kadın Girişimi'nin bir üyesi olarak ziyaret ettiği Lice'deki gözlemlerini paylaşıyor. Silahların sustuğu, çatışmanın durulduğu bir zamanda bile şiddetin bitmediğini kalekollar ve bölgedeki halkın, özellikle de kadınların gündelik yaşamı üzerinden anlatıyor. Sirman, Lice deneyimi aracılığıyla şiddetin gündelik hâlini, sıradanlığını ve yaşamın her alanına nasıl yayıldığını resmediyor. Kalekolun etrafında şekillenen hayatlara tanık olmadan bölge halkının bu yapılara tepkisini anlamanın mümkün olmadığına işaret ediyor.
Nükhet Sirman, Kürtlerle Dans başlıklı yazısında ekranların popüler dizisi Sıla’yı ele alıyor. Sirman’a göre “Sıla”, Kürtler ve Kürtlerin ağırlıklı olarak yaşadığı coğrafyayı oryantalist bir perspektiften ekrana taşırken Kürt kimliğini erotize ediyor, bir yandan lanetleyip bir yandan yücelterek ötekileştiriliyor. Dizinin kadınların ezilmişliğini gündeme getirme gibi bir iddiası olduğu düşünülürse “törenin çıkmazında yaşanan aşk”ın “Sıla”daki temsili toplumsal cinsiyeti etnik ayrımcılığın bir aracı haline getiriyor.