Skip to main content
Tag

antinatalist prosüdür

“Sezaryen ile İkiden Fazla Olmaz”: Türkiye’de Pronatalizm ve Etnisite Kesişiminde Sezaryen

Yazar: Sayı 41 | Sonbahar 2020 No Comments

Yazar bu makalede, sezaryen ameliyatının Türkiye'de antinatalist (doğum ve doğurganlık karşıtı) bir prosedür olarak siyasallaşmasını araştırıyor. 2012 yılında, dönemin AKP hükümeti, sezaryen doğumların oranını düşürmek için bir dizi müdahaleye başladı ve bu durum planlanmış sezaryen doğumları engellemeye çalışan bir yasak girişimiyle sonuçlandı. Bu yasak girişimi, kadınlara birkaç seferden fazla sezaryen ameliyatı yaptırmaları tıbbi olarak tavsiye edilmediğinden, bu cerrahi prosedürün bir kadının doğurabileceği çocuk sayısını sınırlandırdığı ve böylece nüfus artış oranlarında eşzamanlı bir azalmaya sebep olduğu varsayımına dayanıyordu. Bu makale, kadın doğum uzmanlarıyla yapılan derinlemesine görüşmelere dayanarak sezaryenin siyasallaşmasını inceliyor ve pronatalist (doğum ve doğurganlık yanlısı) söylem ve müdahalelerin tıbbi ortamlarda nasıl anlam kazandığının izini sürüyor. Sezaryene yönelik tartışmaların aynı zamanda Kürt kadınların doğurganlık pratiklerini damgalayan ayrımcı bir nüfus söylemini yansıttığını iddia ediyor.

 

“No More Than Two With Caesarian:” The C-Section at the Intersection of Pronatalism and Ethnicity in Turkey

In this article, the author investigates the politicization of the Caesarean-section (C-section) in Turkey as an anti-natalist procedure. In 2012, the Turkish government began to implement a series of interventions to lower the high rates of birth by C-section, which culminated in an attempted ban on elective C-section. Drawing on in-depth interviews with obstetricians and gynecologists, the author argues that this intervention was based on the logic that because women are not medically recommended to undergo several C-sections, this surgical procedure limits the number of children a woman can give birth to, causing a con-comitant decrease in population growth rates. This article traces how pronatalist discourses and interventions become meaningful in the medical setting by addressing the politicization of C-sections. It examines how the C-section reflects a particular population discourse marked by a language that stigmatizes the fertility of Kurdish women.

Devamını Okuyun